
O gün, gökyüzünden bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyordu, yağmurlu havayı pek sevmezdi hele ki sabah servise binmek için durakta ıslanacağını bile bile nasıl sevebilirdi ki. Aslında bu gün evde olacaktı. Şöyle saat on bir e kadar uyuyacak yada yağmur sesinin cama vurmasını dinleyerek miskin miskin dinlenecek sonra kalkıp mis gibi cam kenarında kahvaltısını ederken, sıcacık bir evde olmanın huzuru ile iş güç düşünmeden zamansız, kavramsız, tasasız, salaş bir gün geçirecekti. Bak o zaman bu yağmurlu hava nasıl iyi gelirdi..
Ama bu gün çok işi vardı. Hazırlandı ve servise binmek için çıktı. Yoğun ve karışık bir gündü birden bankaya gitmesi gerekiyordu . Şirket arabaları hepsi bir anda bir iş bulup sanki yok olmuşlardı panik panik koştururken o anda orada bulunan bir firma çalışanı ile apar topar çıkmak zorunda kaldı. Hiç tarzı değil di ama bu yağmurlu havada araç seçme ve insan seçme şansı yoktu.
Arabasına bindiği adam şu ana kadar hiç hissetmediği bir güven ve sıcaklık ile onla konuşuyor paniğini, heyecanını, sıkıntısını biliyormuş gibi destek olmak adına telaşına sakince yatıştırmaya çalışıyordu. Hatta yardım için isterseniz beklerim tekrar sizi işe getiririm teklifini bile yaptırıyordu. Bu çekim neydi bilmiyordu. Tabii ki hangi çalışan bayanın başına gelmedi ki böyle bir olay, her an yaşanan, her an olan bir olaydı. Ama gene hissediyordu bu bakışlar, bu tenden yayılan isteme kokusunu ve bu ilgi sanki bir başlangıca şahitlik eder gibi bildik bir sahneydi. Ama farklıydı . En kötüsü içinde yaşadığı bu sıcak ilgiye karşılıksız değildi. Kur yapmaz, tabuları olan yapısı kırılmış gibiydi .Diliyle güzel kelimeler seçip, küçük ve kısa kaçamak cilve ile istem dışı kendi dışındaydı işte. Ve o kırk beş dakika sanki beş dakika gibi kısa ve bir an olmuş yaşanmamışlığı hissettirmiyor mu ? Ve en kötüsü de oydu, onun yanında olmak daha çok olmak istiyordu.
Bankaya gelmişti siz beklemeyin deyip tam kapıyı kapatacaktı ki ben sizi bekliyorum sözü içinde sanki bir yıldırım gibi heyecan denizine kaptırdı onu. Evet bunu bekliyordu ama niçin bu kadar sevindi. Kimdi bu adam; çok tatlı bakan, çok konuşmayan ama çok sıcak , bir o kadar değerli olduğunu hisse diren , bu kadar kısa zamanda ona bu kadar yakın hissetmek olacak şey değil di. Sanki senelerdir tanıdığı biri gibi rahattı işte onun yanında.
Bankada işini hemen bitirdi başka zaman olsa sohbet muhabbet çay faslı olurdu ama dışarıda bekleyen bay X vardı onun için şu an her şey oydu. Dışarıya çıktı gene yağmur hiç dinmemiş bir halde devam ediyordu bu sene günlerce bekleniliyordu yağmur yağsın diye . Galiba o da bu yağmuru bekliyordu bu yıl yağmurla gelen adama kavuşmak için. Bu bir ilahi özdeşlik tesadüfüydü . Bu yıl kurak kalmasın topraklarımız diye çıkılan dualar edilen gökyüzü onun için de mi susuz yüreğinden çok istediği büyük bir aşkı yağdırmıştı gönlüne.
Acaba sevgiye dair ne varsa bu toprağa can veren yağmurla gelen adam mıydı büyük aşkı. Galiba oydu.
Aç pencereni yağmur girsin içeri
Islak bir aşkla dokun parmak uçlarınla
Ve bırak yansın kelimeler
Sevdadan yana. . . .
(devam edecek=))))
H.Kurt