15/4/2007

Yorgun Kayıkçı SON

                                    

 

   Yaşamında çektiği kalın halatlar gibi bunca sıkıntılar belki güzel bir son için sabır denemesi olan büyülü  bir süreçti. Bu yeni yol aldığı  aşkı da bunun  mükafatıydı.Yaşam  hep tesadüfler yumağıydı bu tesadüf onun için sonu ne olursa olsun yaşamaya değer keşke siz bir paylaşım olmalıydı.

   

    Beraberliklerinin üç ayını doldurmuş dolu dizgin gidiyordu. İkisininde bu mutluluğu bozmaya ve bozdurmaya niyetleri yoktu her ne kadar gel-git ler olsa da . Başka gerçekleri de olsa kendi zamanlarında  bu nefes alışları büyülü bir tünelde yolculuk gibi onlar için çok özeldi.  Onlar uzun zamandır böyle bir aşkı ve sevgiyi yaşamaya hak kazanmış zafer sarhoşu yorgun savaşçılardı.

   

    Hayat ne sunarsa onu yaşamak ;ne kadar çok,  ne kadar az bize bağlı bir durumdu .Önemli olan yaşamın sunduğu güzelliğin içindeki değeriydi . Bu değeri besleyip, büyütüp ve her daim  parlatarak  yaşamak lazımdı. Bunu bilip ,her ikisinin de  böyle düşünüp , bütünleşip, ne sen, ne ben  'biziz' deyip  kulaç atmalarına devam etmeleriydi . Sonsuzluk deryasındaki yaşamın sunduğu adı aşk olan bu değere.  Esas   değer paylaşımlardaki  biz olma olgusuydu.

   

    Ama ne yaşanırsa yaşansın , ne kadar güzel olursa olsun , sonunu kim bilebilir ki.....???

 

Son

 

H.Kurt

8/4/2007

Yorgun Kayıkçı -7-

                                   

      Sabah  onu yolcu  etmişti. 

       Gün  eve ışıklarıyla her şeyi net göstermek adına  kanıtlarıyla birlikte her köşeye  dökülmüş  , yaşanan gecenin izlerini bir bir sunuyordu . Hiç bir şeyi toplamak  istemedi sanki o yaşananlar silinecek ve unutulacak   diye birden bilmediği bir  korku  yüreğini sızlattı . Yaşadıkları artık duygu karmaşasıyla  bedeninde bir soru çemberine doğru sorularla yol almaya sevk etmişti . Çünkü  GECE ; güzel , yorumsuz ve umarsızca bedenlerin hüküm  sürdüğü  evinde , uçsuz bucaksız  bozkırlarda kızgın ve özgür atlar gibi  sanki  koşturmuşluğun  ne ayıbı ne de utanası yüreğindeydi , kendine tezat zamanları gibi. Renk cümbüşlüğünde , doyum noktaların ulaşılası keşfetmeye hazır dehlizler  ve sadece o yaşanacak zevkler , geceye damgasını vurmuştu.

       Şimdi her şeyi kafasında derleme ve değerlendirmek için koyu bir kahve yapıp odanın en rahat koltuğa  geçip  düşünmeye başladı .

        Neydi yaşananlar birkaç ay önce tanıdığı bu kişiyle bunları yaşamalımıydı?yoksa evet sarhoş olmanın ve gecenin gizemlinin mistik havasımıydı ona bunları yaşattıran . Acaba gündüz bu akıl bu beden bunlara izin verir miydi ? Ama en önemlisi şu an bunları yaşadığına pişman olmamasıydı. O sonunda gidecek yada kendi tarafında bitecek bile olsa, çok harika hiçbir zaman unutamayacağı bir gece yaşamıştı. Asıl olan daha sonra keşke leri düşünüp tartarken  keşke yaşasaydım , durumunda olmaması en azından bu durum için daha mantıklı geliyordu.

       Lakin şöyle bir durumda vardı .   Acaba 'O' bu yaşananlar için ne düşünüyordu. Kendisi gibi bir gün biteceğini mi? Yoksa  birlikte yeni bir başlangıça yelken mi açacaklar dı ? Yada bunları düşünmek için çok mu erkendi . Evet erkendi , çünkü güzelliklere daha yeni yaşamaya başlamışlardı . İşte her zaman ki gibi olayları kontrol etme yapısı öne çıkmıştı bu kontrol mekanizmasını frenlemeliydi.

 

      Tüm bunları kafasından atıp , gecenin yaşanmışlıklarını en büyük hazinesi gibi yüreğinin seyir defterine geçirip , kanıtlarını da bir bir o geceye teslim etti . Bu pazar gününe geçte olsa günaydın diyerek kendi özünde yaşamına kaldığı yerden onu da yüreğine koyup devam etti.

      

(Devam edecek=)))) 

 

H.Kurt

 

1/4/2007

Yorgun Kayıkçı -6-

                                          

       Birazdan o gelecek ti tüm bedenini bir heyecan tufanı sardı .  Bir yandan da kafası allak bullak tı ,  doğru mu yapıyorum diye  lakin  çoktan ok yaydan fırlamıştı ve bir kere çağırmıştı .  Kendini toparlamak adına pencereyi açıp gecenin soğuk  ayazını bir nefesle içine çekti .  Bir süre sonra   acaba neler  olacaktı . Düşünüp  hayal etmeye çalışırken kapının  zil sesiyle  birden daldığı o  düşten kendine geldi ve  evet o gelmişti.

   Evine  bu  sıfatla hiçbir  erkek girmemişti  eşinden  ayrıldığından  beri.

   Adam da çok çekingen ve tedirgin  di. Bu  her halinden belli oluyordu.

   Konuşmalar bildik tanıdık durağan  başladı iki tarafta kendini tutmak adına belli bayağı bir mücadele veriyorlardı . Sözleri seçip kullanmakta besbelli zorlanıyorlardı. Beraber yarım kalan sofrada devam ettiler, konuşmalar artık boyut atlamaya başlamıştı. Acaba ilk önce kim açılacaktı.

  Ve adam bütün cesaretini toplayıp onu ne kadar sevdiğini söyledi. Bu o kadar kolay olmadığı terlemesinden belliydi ama çok rahatlamıştı . O da bu itirafı uzun zaman beklemenin patlamasıyla sevinçle bende diyebildi sadece.

      İkisi de o anda uzun zamandır içlerinde yaşadıklarının itirafını yaşamanın büyülü atmosferinde içten bir o kadar saf  sevgi sözcükleri ile utanmayı bırakıp birbirlerine  sarıldılar  ne kadar  böyle kaldıklarını   kendileri bile bilmiyorlardı . Zaman onlar için durmuş böyle bir kavram  biraz önce onların  dünyalarından  çıkmıştı onlar şu anda kalmak istiyorlardı .  Arzularına ket vuramamanın silinmişliğin de   ürkek ama bir o kadar keşfetmeye meraklı  heyecan tufanında kendilerini kavrulmaya  hazır bedenlerinde yolcuğa çıkmışlardı  . Başka  bir bedende  nefes almanın doruklarında kimi dalgalı kimi durgun sular gibi gecenin deli sarhoşluğunda doya doya sessizce kürek çekiyorlardı .

    Gün odaya  yaşananları geceden alıp silmeye gelmişcesine davetsiz  misafir gibi kapıyı çalmadan  tüm ışıklarını yaymaya başlamıştı.

 

 

H.Kurt

 

23/3/2007

Yorgun Kayıkçı -5-

                                 

 

   O günden sonra telefon konuşmaları çoğaldı.  Hemen her gün birbirlerini arar oldular. Beraber iş çıkışı kahve sohbetleri de başlamıştı. Lakin kimse ad koyamıyor sadece güzel arkadaşlık çerçevesinde, tanıma adı adında sessizce bu ilişkiyi zedelemeden saygılı bir şekilde sürdürüyorlardı.

   Oysa   iki sininde içinde fırtınaların koptuğu belliydi gözlerinden. Tek korkuları adını koyarlarsa sanki karşı taraf uzaklaşacak düşüncesi onların yüreklerine ket vuruyordu. Ama ikisi de bunu bilemiyordu nasıl açılacaklarını.

   Uzun zamandır hayatında biri yoktu ve bu adam yalnızlığında sığınağı olacak güvenli bir liman gibi gözüküyordu. Eşinden ayrılalı bir yıl olmuş öyle yoğun ve üzüntülü dönem geçirmişti ki hayatta bir daha mı diye kendi kendine gönül ilişkilerinden uzaklaştırmıştı. Tabii bu anca bir yıl sürdü. Sonra hayatın yalnız yaşanamayacağını kendide idrak etti. Şu an geri adımda olmasının sebeplerinden biri de acaba bu doğru kişi mi sorgusu da en ağır basan maddelerden biriydi. Çünkü kısa zaman aralığında insan ne kadar kendi gibi olurdu ki. Acaba aşk yaşarlarsa nelerle karşılaşacaktı ? Nasıl bir sevgiliydi ? Normal hayatı nasıldı? Sadece onun ağzından onu tanıyordu gözlemleri yoktu. Yaşanmışlıkları ve paylaşımlar  çok azdı.

   O hafta çok yoğundu birde sadece iki kere onunla konuşmuştu bu ona artık yetmiyordu. İki side hep bir adım geride hareket ediyorlardı. Yarın izin günüm diye bu gece kafasını dağıtmak adına içmek için bir şişe şarap  ve yiyecekler alıp eve gitti. Arkadaşları program yapmışlar çağırdı o ise yalnız kalmak istiyordu,  yorgunluğunu bahane edip telefonu kapattı. Sıcak bir duşun arkasından salonun en güzel köşesine masasını hazırladı . Işık bile açmadı birkaç mum o kadar . Güzel bir müzik kanalı buldu gece onundu , yalnızca o ve duyguları vardı . İşte hayat bu dediği anlardan birini yaşamaya hazırdı. Üç kadehten sonra sarhoşluğu hazır beden gevşemişti. Huzurluydu ve mutluydu . O an cep telefonu çaldı içinden kızdı. Niçin kapatmadım diye zorla sendeleyerek sıcacık koltuğundan kalktı. Bir taraf tanda beklemez kapatır kimse diye dua ediyordu. İsmi görünce şok oldu o arıyordu ve gece hele ki saat onda hiç aramamıştı onu. Büyük bir heyecanla telefonu açtı. Seninle konuşmalıyız dedi. O anda birden sarhoşluğunun tesiri ile hayatta yapmayacağı bir şey yaptı. Onu eve davet etti.

 

 

(devam edecek=)))))

 

H.Kurt

 

18/3/2007

Yorgun Kayıkçı -4-

                                       

 

     O gün, gökyüzünden bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyordu, yağmurlu havayı pek sevmezdi hele ki sabah servise binmek için durakta ıslanacağını bile bile nasıl sevebilirdi ki. Aslında  bu gün evde olacaktı. Şöyle  saat on bir e kadar uyuyacak yada yağmur sesinin cama vurmasını dinleyerek miskin miskin  dinlenecek sonra kalkıp mis gibi cam kenarında kahvaltısını ederken, sıcacık bir evde olmanın huzuru ile iş güç düşünmeden zamansız, kavramsız, tasasız, salaş bir gün geçirecekti. Bak o zaman bu yağmurlu hava nasıl iyi gelirdi..

    Ama bu gün çok işi vardı. Hazırlandı ve servise binmek için çıktı. Yoğun ve karışık bir gündü birden bankaya gitmesi gerekiyordu . Şirket arabaları hepsi bir anda bir iş bulup sanki yok olmuşlardı panik panik koştururken o anda orada bulunan bir firma çalışanı ile apar topar çıkmak zorunda kaldı. Hiç tarzı değil di ama bu yağmurlu havada araç seçme ve insan seçme şansı yoktu.

   Arabasına bindiği adam şu ana kadar hiç hissetmediği bir güven ve sıcaklık ile onla konuşuyor paniğini, heyecanını, sıkıntısını biliyormuş gibi destek olmak adına telaşına sakince yatıştırmaya çalışıyordu. Hatta yardım için isterseniz beklerim tekrar sizi işe getiririm teklifini bile yaptırıyordu. Bu çekim neydi bilmiyordu. Tabii ki  hangi çalışan bayanın başına gelmedi ki böyle bir olay, her an yaşanan, her an olan bir olaydı. Ama gene hissediyordu bu bakışlar, bu tenden yayılan isteme kokusunu ve bu ilgi sanki bir başlangıca şahitlik eder gibi bildik bir sahneydi. Ama farklıydı . En kötüsü içinde yaşadığı bu sıcak ilgiye karşılıksız değildi. Kur yapmaz, tabuları olan yapısı kırılmış gibiydi .Diliyle güzel kelimeler seçip, küçük ve  kısa kaçamak cilve ile istem dışı kendi dışındaydı işte.  Ve o kırk beş dakika sanki beş dakika gibi kısa ve bir an olmuş yaşanmamışlığı hissettirmiyor mu ? Ve en kötüsü de oydu, onun yanında olmak daha çok olmak istiyordu.

    Bankaya gelmişti siz beklemeyin deyip  tam kapıyı kapatacaktı ki ben sizi bekliyorum sözü içinde sanki bir yıldırım gibi heyecan denizine kaptırdı onu. Evet bunu bekliyordu ama niçin bu kadar sevindi. Kimdi bu adam; çok tatlı bakan, çok konuşmayan ama çok sıcak , bir o kadar değerli olduğunu hisse diren , bu kadar kısa zamanda ona bu kadar yakın hissetmek olacak şey değil di. Sanki senelerdir tanıdığı biri gibi rahattı işte onun yanında.

   Bankada işini hemen bitirdi başka zaman olsa sohbet muhabbet çay faslı olurdu ama dışarıda bekleyen bay X vardı onun için şu an her şey oydu. Dışarıya çıktı gene yağmur hiç dinmemiş bir halde devam ediyordu bu sene   günlerce bekleniliyordu yağmur yağsın diye . Galiba o da bu yağmuru bekliyordu bu yıl yağmurla gelen adama kavuşmak için. Bu bir ilahi özdeşlik tesadüfüydü . Bu yıl kurak kalmasın topraklarımız diye çıkılan dualar edilen gökyüzü  onun için de mi  susuz yüreğinden çok istediği büyük bir aşkı yağdırmıştı gönlüne.

    Acaba sevgiye dair ne varsa bu toprağa can veren yağmurla gelen adam mıydı büyük aşkı.  Galiba oydu.

 

 

  Aç pencereni yağmur girsin içeri

  Islak bir aşkla dokun parmak uçlarınla

  Ve bırak yansın kelimeler

  Sevdadan yana. . . .

 

 

(devam edecek=))))

 

H.Kurt

17/3/2007

Yorgun Kayıkçı-3-

                                      

     Aşk neydi ? Gerçek aşk veya son günlerde çok duyduğu ruh ikizi olayı yaşanıyor muydu?  Yoksa bunlar hayatta hep aranan hep bulunduğu sanılan aslında sadece yaşanırken sevgi sözcükleriyle süslenip kendi içinde olmak istediği bir durumla yoğunlaştırılıp kendi içindelerini döküp dağıtıp sadece o anı yaşamak mıydı? Aşkın ömrü var mıydı ? bir canlı gibi oda bir gün ölüme mi mahkumdu. Belki imkansızlıklar aşkı kutsal kılıyordu  galiba kavuşalı mayan, yaşanıla mayan duygular insanı umutsuzca hep aynı plağı mı çaldırıyordu. Aşk iki insan arası yaşanan bir duyguy sa eğer bu duyguyu her iki taraf ne kadar aynı boyutta yaşıyor ve taşıyordu .Acaba biri diğerine göre daha mı az daha mı çoktu .Aşk aslında tek taraflı yaşanan karşı tarafın alevsi bir yumruk gibi yürekte bıraktığı eliydi.  Yanan ama bir gün o elin gitmesiyle sönen yada için için yanmaya devam edip sonra yeni birisini bulana kadar susan mıydı?

        İşte  aklına en çok takılan şey aşktı. Son günlerde iş yoğunluğu, aile içi yaşanan karmaşalıklar , akraba sorunları ,bir sürü yapılması gerekli sorumluluklar da var tabii kendince gizli bir ruh haline kaçma dürtüsü mü  çıkarıyordu bu arayışı. Lakin bu çıkımın hep dönüşümü ve arayışı aşk mı olmalıydı onu da bilmiyordu. Tek bildiği içindeki elinde olmadan isteği arzuladığı bu atmosferden uzaklaştıracak aşktı. Ama öyle basit bir şarkısı sözleri gibi değil yada iki satır aşk şiiri değildi istediği hiç unutmayacağı hiç elinden kaymayacak hep yanında, hep taze, her daim aşk kokan bir sevgili bir yardı. Aslında kim istemez ki böyle bir şeyi işte kısmet deyip saatler birbirini kovalarken  zamanlarda akıp gidiyordu.

      Ve aşk bir gün kapısına  umutla beklediği ama ansızın  hiç ummadığı hiç inanamayacağı tesadüfü bir olayla çıktı .

 

 

(devam edecek=))))

 

H.Kurt

13/3/2007

Yorgun Kayıkçı -2-

                               

 

Acı bir sesle bölük pörçük uyuduğu zannettiği yada dinlendiği zannettiği geceye elveda demeye daha hazır değilken aniden cep telefonun 7.00 gösteren sesle  miskin bir halde uyandı ve pencereden süzülen güneş ise bir o kadar inatçı muzur çocuk edayla güzel günü müjdeliyordu ki .

 

Birden aklından hiç çıkmayan son günlerde yeni yaşına yakın zamanlarda tüm kalbinle beklediği o sevinç kapladı.Adını bildiği ve çok eskiden  yaşadığı bir heyecan tufanı sardı vücudunu,  bu unutmaya yüz tutmuş bir salgıydı ve  zaman kısa çabuk olalım hadi der gibi bir şeyler onu bu tufana itiyordu.Bu neydi sanki elinden su gibi akan bir şey vardı son kez ya son kez bir kez daha der gibi içindeki kuş uçmak istiyordu.Aslında o kadar yorgundu ki  bu heyecanlı bekleyişini de  göz ardı da yapamıyordu.Bir şeyler olmalıydı ama nasıl nasıl olmalıydı onu da bilmiyordu aklına tek bildiği evet tek bildiği Allah’ından yardım yada son bir dilekte bulunmak  ve artık son günlerde hep dua ediyordu.Beni anla ve yardımcı ol Allah’ım yaşadığım şeyi yaşat yada unutmak için içime ne konması gerekiyorsa koy ve ben bu yanışlardan kurtulayım diye tüm kalbiyle dua ediyordu. Artık son günlerde bu yaşadığı içindeki kıvılcımları anlamak adına etrafında kendince olgun kişilerden çaktırmadan hayat ve duygular üzerine tiyolarda kendini bulmaya çalışıyordu ve psikolojik kitapları karıştırıyordu bulmuştu içindeki bu serzenişlerin adını aslında ama içinde bir yerlerden bir ses yanlıştasın dur demesine de engel olamıyordu. Tek bildiği ikilemlerle yanışlar eşiğinde olduğu olgusuydu ki her zaman çok kuvvetli sezgileri vardı. Her gün her güne bir şeylere daha çok gebe uyanıyordu . Bu uyanış inşallah yeni ve güzel bir dünyana göz açmak kadar temiz ve duru olmalıydı. Hiç pişman olmamak adına sevecen ve güzel bir oluşum olsun diye dua ediyordu.

 

(devam edecek=))))

 

H.Kurt

12/3/2007

Yorgun Kayıkcı -1-

                              

 Çok tedirgindi yaşam ona bir sürü sorumluluklar bir sürü zorlu yollar koymuştu önüne kimi tökez, kimi büyük bir diken,   ama o gene mutlu o gene dimdik yaşamda bir küçük göz kırpmayı, iç güzelliklerinle  allayıp pullayıp kendine ödül diye göğsüne bir broş diye takanlardandı.

Ve mücadelesinin hep sonunda haklı olduğu çıksa da gene aynı darbeyi yiyordu haksızlıksın  gibi. Ona da alışmıştı . Mecbur yaşamak zorunda olduğu insanları olduğu gibi kabul etme olgusuydu bu. Ve artık insanlar dışında yaşamda  ona belki derin olgunluk duygusu vermişti vermiş olmasına ama derin çizgilerde her seneye çentik de atıyordu yaşlanmak gibi zor bir olguyu da  taşıma yükünü  artı kaldırmaya çalışıyordu . O da bunu da öğrendi bir sürü yaşanacak bir sürü hayalleri varken buldu çözüm her yaş güzel diyerek tebessümle göz kenarlarındaki kırışıklıklarla aynaya elveda demedi.

Lakin artık son günlerde bir şeyler oluyordu yalnızlığı sevmeye başlamıştı. Yalnız şarkı dinlemek, yalnız sahilde yürümek,odaya kapanık kitap okumak , yalnız yemek yemek gibi ve gece yatağa yalnız yatarak hayallerle uyumak gibi. Kalbinde bilmediği bu yalnızlık duygusuna anlam veremiyordu ki etrafı bir o kadar dolu insan seliyken bile bir şeyler eksik ama her an gelecek birisine de kalbi susuzca kapısını  aralık bırakarak gecelere gözünü yumuyordu bin bir hayallerle.Artık dizilerdeki ,sinemalardaki aşklar basit gelmeye başlamıştı yalan yüzlerde süzülen sözler boş tu. Her yanı vıcık vıcık aşk kokuyordu ama o gerçek aşk var mıdır ? yada ruh ikizi diye bir şey usulca kendine soru sormadan da edemiyordu ve bu yıl televizyon bile seyretmiyordu her şeyden işte bir o kadar uzaktı.

Artık etrafındaki insanlar bile basit gelmeye başlamıştı konuşmaları onlara göre ayarlamaktan bile sıkılmıştı biliyordu bir şeylerin yanlış gittiğini . Kendine hayatın sonuna doğru itildiğini bir yamaca yaklaştığını ama bir elin onu tutacağını ve o elin kurtaracağını umuyordu . Biliyordu bu bir umuttu ve hayaldi  ama içi gene  sevgiye dair ne varsa kabulüm diyen biri  sandalıyla yaklaşıp bulunduğu bu sığlıktaki insanların kıyısından yaşanmamışlıklarımızı beraber temize çekelim mi diyecek kendi gibi biri işte yorgun bir kayıkcı .

 

(devam edecek=))))

 

H.KURT