İç konuşmaları -1-
Akşam sessizliğini bozan soğuk karanlıkta kalmış yüreğin içinde belirlenen derin izler yada bir yerde başkasının yada kendinin kalan ayak izlerinin fısıltılarıydı . Ruhunun yorgunluğu veya yıllara olan karşı konulmaz yaşlanmanın vermiş olduğu bitkinlikte olabilirdi bu serzenişlerin yakınımı . Yalancı yarenlikteki sohbette; iç dönüşlere dökülen kelimelerin sevgi ve saygıyı yitirmeye yüz tutmuş zamanları eleştiren çekişmelerdeydi .
Nereye ait olduğunu bilmeli ve yarını düşlerken umudu yeşertecek filizlerin ekili olması lazım ki ruhunuda ona göre inşa etmeli insan . Belirsizliğin hüküm sürdüğü durumlar ki tutumlar. Bu her durumda her şey olabilir de iş ,aşk ,ev ,yurt gibi kısacası insan olduğumuzu hatırlatan içinde bulunduğumuz durumlar .İşte o günü yaşayıp kotartan bir düzensizlikte belirsizlik dalgalı bir bayrak gibi sallanmakla yarına nasıl mutlu bakılabilir ki. Yarın her zaman umut edilen hedefi belirlenen bir dilim olmalıdır bu hep olumlu düşünülen bazende ne yazık ki yüzde yüz olumlu olacağı bilinmese bile umuttur hep beklenen ve kurulan hayaller. Nereye ait olduğunu bilmeden ne hayal kurulabiliyor nede umut bağlana biliniyor.
İnsan ortalarda olduğunu hissettiren hiçbir zaman kendisi değildir.Bunu sana birileri hissettirir o birilerinin durum ve halleri senin nerde durmanı nereye ait olduğunu gösterir . Oraya ait olmadığını bil ipte durmak ne işe yarar; sadece bu kendine saygısızlık ve ruhuna sevgisizlik aşılamaz mı o zaman bu yanlış duruş ne ? Bu inat ; nereye ait olduğunu bilmeyiş veya ortalarda olma duygusunun adı üç harflik kelimeyse bile değer mi bu ikilemlerde olmaya .
Bilinmeyen bir yarına neden ki kürek çekilsin amaç sadece o günü yaşamaksa buda başka bir duruşsa kabul edilişse ancak tek kişilik olaylar için onaylanabilen bir olgudur. İki kişilik olaylarda bugünün dışında yarınında sorgulaması olmalıdır.
H.Kurt 28.04.2008


