« Önceki |
Gittiğim günden beri bu gönül
Durgun bir damla su gibi suskun
Akıyor bir oraya bir buraya
Dokunsalar gözyaşıyla boğulacak
Gururuna , inadına yenik titrek bu yürek
Her güne yaprak misali savrularak uyanıyor
Sessizce çaresizce gececek diye bekliyor
Bir önce ki günden daha çok
Gömülüyor içine içine
Eli kolu bağlı bir suskunlukla bekliyor
Ya geçecek ya da.........
H.Kurt 26.09.2009
yalanlı bir hayal dünyasında kurguladığım sahnede beş parasız oynayan artistleri senaryoma ekledim ben yazdım ben oynattım bazen güldüm çok ça ağladım karışık ruhumdaki sahneyi her gece yastığımda gözyaşımla mühürledim............................
h.kurt 03.2009
Aferim hayat alkışmı istiyorsun evet alkışı aldın benden birde koca bir brova payıma düşen piyangodan ama unutma her şeyin bir rövanşı var bir gün bende alkışlanacam ve koca bir bravoyı tabii ki senden alıcam bu umut bu hayal oldukca benden ben hep senden bir adım önde olucam ki şu an sen önde olsan ne yazar bu zafer değil geçiçi bir yazgı sadece
h.kurt 03*2009
hayatımı sessizliğe sunuyorum korkunç çığlıklara kapadım kulaklarımı kafamı gömeceğim kızgın kumları arıyorum kimse ben gibi bende kimse gibi iken aramışım benliğimi suskunluktaki durakta ebedi siyahta bulmuşum kendimi
H.kurt * 03.20009
Yangınlarının kalan küllerini savursa Yüzün tozla yaşaran gözlerinde Silinmişlimi anlar mıydın? Eflatun gecelerimi yazsam sana Hep aynı şarkıda kalsa radyon Kayan yıldızlara tutulan dileklerde Beni siyaha yazdığını anımsar mısın? Özlemleri anlatan şiirleri okurken Islak arkası küs yastıkların nemi Çiğ tanesi sabahlara Bin bir umutla bitmişleri Güneş gibi içine kurutarak yaşar mıydın? Ki olur da bir gün beni anımsadığında Kelimelerin arasında sıkışmışlığımı Anlatamamanın fakirliğini Anlaşılmamışlığın gururlu baş kaldırışını Ben anımsadığın o anda bile Yokluğunun soğuk bir düz çizgide Ayak seslerim duyulmaz Şarkı nakaratlarında Şiirlerin yavan dilinde Yaşar giderim
Rüzgar esse şöyle beni hatırlatsa
H.Kurt 24 0cak 09
Riyakarlık bu kadar doludizginken Mutluluğun anahtarı aşk ve dostlukken Doğrusu varmı bu dünyanın Yalanı bu kadar yoğun iken Yok demek ne zor İnsan gibi insan olana Gönül ister iş ki yapana Keyifleşmek aşkın doruğunda
Dertleşmeş dibine kadar dostunla
Korkarım denizi üzmeyi ,
Yalnızlığın koynunda sessizce kulaç atarım
Rüzgarı ürkütmeden
Gözlerimle kuş kanatında süzülürüm
Yan yana giderim iç doğruluğumla
Yelkensiz gemi misali
Laleler gibi narin
Başım ve ruhum hep
Güneşle aydınlanan ayçiçeğiyim
H.KURT * MART 2003(eski bir şiirim)

HIÇ
Hiç Bir insani unutmak,
bir insandan vazgeçmek,
bir insani hayatindan sonsuza kadar çikartmak zorunda
kaldin mi hiç?
Hani ölmüs gibi,
hani uzatsan da elini tutamayacagini bilmek gibi,
her an kapindan içeri gülümseyerek girecegini bekleyip
ama aslinda hiç gelemeyecegini de bilmen gibi.
Ne zor sey degil mi ölmedigini bilmek ,
ama ölmüs gibi ulasilmaz olmasi artik o insanin sana,
ne kadar katlanilmaz bir gerçek degil mi
sen hala bu kadar sevgili iken?
Özlemek,
bu kadar özlemek,
etini kemigini yakarcasina özlemek...
çok kötü degil mi?
Bu kadar özleyip onu görememek,
ona dokunamamak,
onu isitememek ,
artik sonunun "Pi" hali degil mi?Biliyorsun degil mi?
Ne kadar umutsuz bir arayistir o,
kalabalik caddede geçen binlerce yüze bakmak
belki bir kez daha görebilmek için o yüzü,
belki biraz önce geçti bu kaldirimdan diye düsünmek,
belki su an arkamda yürüyen insanlarin içinde bir
yerde demek,
belki su an üzerimdedir gözleri diye paranoyalar
yasamak
ne zordur degil mi?
Ne kadar eritir insani farketmeden.
Sende biliyorsun degil mi bunlari.?
Bir sinema koltugunda sende iki kisi gibi oturdun mu
hiç?
Hiç iki kisi gibi zevk aldin mi bir konserden yalniz basina.
Güzel bir kafe kesfettiginde,
güzel bir film seyrettiginde,
güzel bir sarki dinlediginde
güzellikleri oraninda eksik kaldiklarini hissettin mi
paylasamadigin
için
onunla.
Bir barin kalabaliginda hiç yarim vücudunla sallandin
mi ortada?
Hiç iki kisilik beyninle yarim insan olabildin mi?
Baktiginda aynana sadece yüzünün bir yarisini gördügün
oldu mu hiç?
Sana hayatindaki en büyük yoksunlugu yasatandan
nefret edemedigin zamanlar oldu mu hiç?
Gözünün içine baka baka kolunu bacagini kesen bir
insanin yüzüne
sevgi dolu bir gülümseme ile bakabildigin zamanlar
oldu mu hiç?
Hayatta inandigin bütün degerlerini altüst eden
birisine ask siirleri
yazabildin mi?
Onu içinde korumanin seni yok etmek oldugu zamanlara
feda oldun mu hiç?
Ýçinde aglayan çocuga umut sarkilari söyleyemedigin,
özlemini,
susuzlugunu,
açligini gideremedigin zamanlar oldu mu hiç?
Kanayan yarasini gördügün
ama merhem olamadigin zamanlar.
Gücünün,
hani o tanrisal gücünün
bir çocugun aglamasini susturamayacak kadar oldugunu
gördügün zamanlar
oldu mu hiç?
Hiiiiiiiç....
Hiiç...
hiç...
bir hiç..
CAN DÜNDAR

Bile bile yalan diyarlara yürüyorum
yollunu bilmez bir mecnun gibi
çözümünü ve dermanını silip
duygu çölünün
kızgın kumlarında yürüyorum
sonu belki susuzlukta ölmek
belki vadi ortası bir serapta
yok olmak
bilsem de bu yanlış yolda
ikilemlerimle yürüyorum
yanlışlığın ortasına
aklıma inat , duygularıma eşdeş
birilerinin beklediğini bilmeden beklemeden
sahiplenilmemiş bir sevdanın
tek sahibesi olarak
sarı sıcak kumunda
tenim yana yana
ufuk çizgisi belirsiz
sonu
hüzün ve hasretlik
bu garip yolculukta yürüyorum